TEMMUZ - AĞUSTOS 2014 / SAYI 45 37 üzerindeki katılımın yanında “ezik” kaldığı görülecektir. Üstelik Barcolana’da derece sıralaması da söz konusu değil. Çünkü önemsenen “yarış” değil, “start”. Dolayısıyla, 2015’in Bosphorus Fest’ini planlarken bu noktaları göz önüne almakta yarar var. Yarış yerine ekipleri öncesinde ya da sonrasında Bebek Parkı’ndaki etkinliğe dahil etmek, tekneleri kıyıya yanaştırmak, halktan göreceği ilgiyi de olumlu yönde etkileyecektir. Bodrum Famous Cup Şimdi İstanbul’dan Bodrum’a geçelim ve Famous Cup’a bir göz atalım… İki eski dost ve “kapı komşusu” Marina Yacht Club Bodrum’un patronu Şenkar Öztüzün ile BAYK’ın komodoru Ömer Karacalar tarafından 9 yıl önce temeli atılan Famous Cup, olağanüstü bir fikir. Sinema, sahne, tiyatro, moda, medya, sosyete dünyasından, kısaca toplumun yakından tanıdığı yüzleri yarışlara dahil etmek, onları yarışan ekiplerin arasına yerleştirmek gerçekten “parlak” bir düşünce ürünü. Nitekim son iki yıldır bu coşkuya Vodafone Red ve HTC de katıldı, destek verdi. Neticede “ünlüsü bu kadar bol” bir etkinlik doğal olarak medyanın dikkatini de üzerine çekecekti. Ama yine “eğlence” ile “yarış” birbirine karıştırılmıştı. Medyaya uygun “malzemeler” temin etmek yerine dikkatler yine yarışa odaklandı. Tek fark, şamandıra yarışı yerine planlamanın “daha esnek” coğrafi rotaya göre yapılmasıydı. Halbuki, IRC kuraları yerine “özel kurallar” oluşturulup, ünlüleri de “konu mankeni” olmaktan kurtarıp, olayın içine çekmek eminiz medyanın daha fazla dikkatini çekebilirdi. Son yarışta, ünlülerden biri kendini denize attı, atladığı tekne protesto edildi, diskalifiye ile cezalandırıldı, derece şansını kaybetti… Bu “beklenmedik” ve “ilk kez” yaşanan olay medyanın ne denli dikkatini çekti, nasıl bir yansıma buldu tartışılır. Oysa ünlü kişi “denize atlayabilirdi”, bu mizansen olarak planlanabilirdi. Ya da ünlülerden biri helikopterden sarkıtılan iple tekneyi “terk” edebilir, kitesurf ile aralarda dolaşabilir, tekneler arasında “bayrak yarışı” yapılabilirdi. Örnekleri biraz düşünerek çoğaltabilmek mümkün. Sonuçta ödül töreninde çekilen “toplu resim” dışında Famous Cup çok daha cazip motiflerle süslenebilecekken, “protesto duruşmasına”, “tanık dinlemeye”, “itiraz hakkı kullanmaya”, kızgınlık ve küskünlükler yaratmaya ne gerek var? Bunlar ulusal medyayı hiç ilgilendirmeyecek, “kapalı devre” ayrıntılar. Yaşanan Olay ve Bir Karşılaştırma Gelelim bir diğer önemli ayrıntıya… İster “yarış” olsun, ister “eğlence”, güvenlik açısından tekneye çıkacak kişileri “tanımamız” gerektiğini anladık. Üstelik değineceğimiz noktaya da güvenliği “en üst seviyede” uygulayan Bodrum’da tanık olduk. Tekneye konuk olarak binen tiyatro sanatçısı ve Vodafone Red’in tanıtım yüzü Ümit Erdem’in “Anksiyete sorunu” olduğu, kendini ansızın denize attıktan ve Bodrum Deniz Kurtarma tarafından sudan alındıktan sonra öğrenebildik. Böyle bir olayın yaşanmaması için ne yapılması gerektiğini somut bir örneğe dayanarak aktaralım. Alvimedica’nın bu yıl Volvo Okyanus Yarışı’na katılacağı yeni teknesi VO65’i suda görmek için İngiltere Southampton’daki Green Marine’e gittiğimizde hepimize iki sayfalık formlar doldurtuldu. Formdaki sorulara ve istenen bilgilere kısaca bir göz atalım: - Daha önce böyle bir deneyim yaşadınız mı? - Hiç yelkenli bir teknede seyre çıktınız mı? - Herhangi bir rahatsızlığınız / hastalığınız var mı? - İlaç kullanıyor musunuz? - Yaşınız, boyunuz, kilonuz nedir? - Acil bir durumda haber verilmesi gereken kişiler ve telefon numaraları - Adresiniz ve telefon numaranız Ardından verilen offshore tulumları giydik, offshore can yeleklerini kuşandık. Southampton’dan Brest’e ya da başka bir limana gitmeyecek, dahası açık denize bile çıkmayacak, topu topu limanın açığında iki millik bir parkurda yarım saat dolaşacaktık. Bu uygulama bize biraz “abartılı” gelse de “boşuna değildir” diyerek sesimizi çıkarmadık. Ne kadar doğru olduğunu ise Bodrum’da yaşanan “tekne terk” olayında gördük. Aktarması ve önermesi bizden. Uygulamak ya da uygulamamak organizasyonların tercihine kalmış…
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=